30 Ekim 2007 Salı

Kalkın Ey Ehl-i Vatan!

Kuzey Irak'a terör bahanesi ile sınır ötesi operasyon yapılması için savaş tamtamları artık şiddetle çalmaya başladı. Artık bu aşamada bu opreasyon sadece terörle mücadele olarak kalmayıp öteden beri kurulmaması istenen Kürt devletini engelleyemeye yönelik bir girişim olacaktır. Saddam'ın devrilmesi ve Irak'daki iç karşılıklık koşullarında giderek daha da özerkleşen ve bağımsızlığa doğru ilerleyen Irak Federe Kürt yönetimi TC'nin kendi kürt sorunu gerçeği ile yüzleşmek yerine daha da korkmasına ve içe kapanmasına sebep olmaktadır. Bu yüzden bağımsızlığa doğru ilerleyen Barzani hükümetine haddinin bildirilmesi icap etmektedir. Öyle ya; güneyde bağımsız bir kürt devleti kurulursa Türkiye'nin aslında aslında "türk olan", "kürt kökenli vatandaşları" için bir cazibe merkezi haline gelir. 80 yıldır kürt sorunu konusunda (ufak tefek bazı adımlar hariç) hiçbir kararlı adım atılmadığı için iyice kangren haline gelmiş ve mevcut koşullarda artık bir türk kürt savaşı eşiğine gelinmiştir. Barzani, operasyon olması halinde bunu savaş nedeni sayacaklarını ve kendi federe yönetiminin buna karşı geleceğini açıkça ifade ediyor. İşte bu aşamada operasyonda diretmek ve Barzani ile hiçbir şekilde diyolg kurmamak Kürt federe devletine savaş açmakla aynı anlama gelir.

Kemalisti veya islamcısı hatta liberali ile tüm burjuva siyasi partiler, tüm medya kurumları aynı propagandayı yapıyorlar. Bıçak kemiğe dayandı artık ne olacaksa olsun! Barzani'ye ve Irak Kürt yönetimine hatta Irak merkezi hükümetine karşı da yoğun bir menfi propaganda yapılıyor. Burjuvazi her kesimi ile savaş istiyor. Şovenistlere karşı daha demokrat görülen AKP'nin de maskesi düşmüş durumda. Seçimlerden önce gerekirse DTP ile koalisyon kurabiliriz ve akan kanın durması için Barzani ile masaya otururuz diyen Erdoğan bu günlerde demokrat maskesini atıp savaş nidaları atıyor. Abdullah Gül, komşu ülke Irak'ın meşru başkanı olan kürt kökenli Talabani ve anayasal kürt yönetimi başkanı Barzani hakkında "o tip insanlarla muhatap olmam" tabirini kullanabiliyor.

Bu savaş, iç politika açsından, AB yolunda ve AKP hükümeti karşısında iyice egemenliğini yitirmekle karşı karşıya kalan Kemalist sivil ve askeri bürokrasi açısından kaybettikleri mevzileri kazanma anlamına gelecektir. “Laiklik elden gidiyor” dediler halkta rağbet görmedi. Şimdi aynı amaçlar için “vatan elden gidiyor” diyorlar. İşte bu sefer halkı arkalarına almayı başarabildiler.

Sınır ötesi operasyona sözde bir anti-emperyalist paye de biçiliyor. Barzani’nin ABD emperyalizminin işbirlikçisi olduğu doğrudur. Ancak Barzani hükümeti şahsında Kürt federe devletine savaş ilan etmek emperyalizme savaş ilan etmek değil; doğrudan doğruya kürt halkına savaş ilan etmek demektir. Kaldı ki eğer anti-ABD’ci bir savaş düşünülüyorsa önce İncirlik üstünü kapatmalı değil miyiz? Barzani’yi emperyalizm işbirlikçisi olarak suçlarken, Baykal’ı, Bahçeli’yi ve Erdoğan’ı anti,emperyalist mi sayıyoruz. Irak Kürdistan’ına savaş açmak ABD’nin teröristleri kolluyor ve kitle imha silahı bulunduruyor bahanesi ile Irak’a savaş açması gibi emperyalist bir müdahale olur. Türkiye egemen sınıfının öteden beri Musul ve Kerkük’te gözünün olduğu bilinen bir gerçektir.

Savaş tüm kesimleriyle burjuvazi açısından ise işçi sınıfını şoven ve hamasi duygularla doldurup sınıf çelişkisini gizleme ve sömürüsünü devam ettirme olanağı anlamına gelir. Günde en az sekiz saat çalışıp ancak geçinebilecekleri kadar kazanabilenlerin ve onlardan kat kat daha fazla kazananların olduğu sınıflı bir toplumda bunları örtmenin ideolojik araçları olması gerekir. İşte o yüzden kalkın ey ehl-i vatan diyorlar. Bir Osmanlı şairi bu durumu şöyle ifade etmiş:

Kalkın ey ehl-i vatan dediler kalktık. Bir baktık ki onlar oturmuş biz ayakta kaldık.

İşte işçi sınıfına, yoksullara, ezilenlere, kalkın ey ehl-i vatan diyorlar, çünkü kendileri oturdukları yeri sağlamlaştıracaklar.

Hiç yorum yok: