13 Aralık 2007 Perşembe

DTP Kürtleri Temsil Etmiyormuş

Zaman gazetesinin haberine göre Güneydoğu'da yapılan bir ankette DTP'nin kürtleri temsil etmediği ortaya çıkmış. Anketin tüm olumsuzluklarını bir kenara bırakalım ve bu sonuçların genel eğilime yakın olduğunu kabul ederek inceleyelim.

Haberin ilk cümlesi şöyle:

"Güneydoğu'da yapılan anket çalışması DTP'nin Kürtleri temsil etmediğini ortaya koydu. Araştırmaya katılanların yüzde 45'i 'DTP bizi temsil etmiyor' derken, yüzde 52'si 'parti PKK'yı terör örgütü ilan etmeli' görüşünde."


Bu traji-komedi karşısında aklıma Baykal'ın halkın %53'ü (100-47) AKP karşıtı sözü geldi.

Rakamlara bakalım:

Soru:
DTP'nin kürtleri temsil ettiğini düşünüyor musunuz?

evet: %38.6
yeterli değil: %10.2
hayır: %35.1
fikrim yok: %16


2002 seçimlerinde AKP'nin tek başına iktidar olması için %34 oy yetiyor da DTP'nin kürtlerin bir temsilcisi olması için %38 "evet"ve %10 "kısmen evet" cevabı yetmiyor. El-insaf! Üstelik bu ankete cevap verenlerin hepsi kürt değil. Aynı ankette evde hangi dili konuşuyorsunuz diye bir soru var ve %13 Arapça diyenlerin oranı.

Yine ankette bir çarpıklık daha var. Operasyon'da Barzani hedef alınmalı mı diye bir soru var ve cevapların yüzdeleri aşağıdaki gibi:

evet: 65.8
hayır: 17.2
fikrim yok: 17


Burada belli ki "operasyon yapılmalı" diyenlere ayrıca Barzani de hedef alınmalı mı diye sorulmuş. Ancak sorunun nasıl sorulduğu haberde belirtilmemiş. Kürtlerin Barzanî'nin hedef alınmasını desteklemelerine inanmak pek mümkün değil. Bir milliyetçi türk için Barzani aslında olmayan kürtlerin aslında olmayan sözde Kürdistan sözde federe sözde bölgesinin sözde başkanı olabilir, ama aklı başında bir demokrat türk veya bir kürt için komşu Irak devletinin anayasal meşru kürt bölgesel yönetiminin başkanıdır.

PKK terörünü önlemek için Kuzey Irak'a yapılacak bir askeri operasyona bölge halkı "evet" dedi. "Türkiye Kuzey Irak'a bir operasyon düzenlemeli midir?" sorusuna verilen cevaplar içinde ilk sırayı yüzde 51.5 ile "evet, düzenlemelidir" seçeneği aldı.

Demek ki bölge halkının yaklaşık yarısının evet, diğer yarısının da hayır demesi evet anlamına geliyormuş. %48.5'in ne dediği önemsenmeksizin %1.5'lik bir fark "bölge halkının" ne dediğini ortaya koymaya yetiyormuş. Sırf bu %1.5'lik farka dayanarak iddialı başlıklar atabilir ve başımızı kuma sokup gerçekleri görmemeye devam edebilirmişiz.

_____________________
Bkz: Oyunu öğrenmeden hilesini öğrenmek / Haydar Eren


4 yorum:

Haydar Eren dedi ki...

Rakamlari konusturup iyi bir analiz yapmis ve sorulmayan sorulari somussunuz. Tesekkurler.
***
Bir yazimda bu konuya bir olcude deginmis ve sunlari yazmistim...
*
Son zamanlarda gelisen olaylar tekrar PKK nin bitirilmesi icin bir firsat. Bu firsati kullanmaya calisan Basbakan Erdogan, toplumsal baris ve uyum icerisinde demokratik reformlarla bu sorunu kapatmak yerine "Kasimpasali" kurnazligi ile cozumu yuzune gozune bulastirmak uzere.
Inkar politikalarindan bikmis-usanmis olan Kurtlerin icinden;
-silah yontemini secenlerin daglara,
-siyaset yontemini secenlerin meclise,
-demokratik yontemini secenlerin ise meydanlara doldugunu ve "taraf"in bunlar oldugunu gormek yerine, Kurt kokenli AKP milletvekillerinin bu sorunun cozumu oldugunu zannediyor. Yada oyle oldugunu ima ederek politik kazanc pesinde kosuyor.

Halbuki, aklinda kimlik sorunu diye bir derdi olmayan Kurt kokenli milletvekilleri bugunde mecliste var, gecmistede vardi, CHP, MSP, MHP icindede var olmustu, Menderes, Inonu, Saracoglu, Demirel, Ciller, Ulusu hukumetlerindede olmustu.
Olmustuda ne farketmisti?
...
Kasimpasali taktigiyle "aha bak bu AKP milletvekilleride Kurt, cozum bunlardir" diyerek DTP yi izole edince PKK dagdanmi inecek? Kurt Sorununun sonumu gelecek? Kurt isyanlarinin ardimi kesilecek?
Hayir.
Sadece buyuk bir firsat daha kacacak.
***

Sayin Erdogan, Baykal bir kampanya baslatip "aha bak CHP milletveklleride Musluman! memleketteki Inanc Sorununu onlar cozer" dese ve onlari "Avrupalilari ikna"ya gonderse bunu ciddi bulurmusunuz?
Bakin Basbakanim, siyasi tavla ogrenecekseniz Ozal'in yaptigi gibi kurallarina gore ogrenin.

Zira zar tutanlarla kimse ikinci kere tavla oynamaz.
(Devami http://demokrasidemokrasi.blogspot.com/2007/12/oyunu-ogrenmeden-hilesini-ogrenmek.html )

Selamlar,

enternasyonal dedi ki...

Bahsettiğiniz yazınızın linki tam olarak kopyalanmamış.

http://demokrasidemokrasi.blogspot.com/2007/12/oyunu-ogrenmeden-hilesini-ogrenmek.html

Yorumu değiştirmeyi beceremediğim için ayrı bir mesajda yazıyorum.


Erdoğan'ın kurnazlıktan vazgeçip radikal demokrat adımlar atabileceğini düşünüyordum. Ancak AKP daha kendi tabanının sorunlarını çözebilmek için "toplumsal mutabakat" adı altında "birileri"nin rızasını kazanmaya çalışıyorken, başkalarının sorunları için elini taşın altına koyacağa pek benzemiyor. Üstelik kendilerini "o birileri"ne ispat etmek için belki de milliyetçilik yarışına giriyor ve DTP'ye saldırma yolunu seçiyor zaman zaman.

Haydar Eren dedi ki...

Haklisiniz.
Koskoca ANAP Mesut Yilmaz'in elinde "yenilikcilik"ten cikip "statukocu"luga gecince... bu gunku hale geldi.
AKP de secimlerden sonra hizla statukocu olmaya basladi.

Fakat tarih tekerrurden ibarettir.
Yazik.
(link biraz uzun oldugu icin yorum penceresinin azizligine ugruyor. Blog linkini verip konu basligini ayrica vermeyi deniyeyim. Umarim olur).
Yazilariniz zihin acici. Basarilar.

http://demokrasidemokrasi.blogspot.com/
Konu: Oyunu ogrenmeden hilesini ogrenmek

enternasyonal dedi ki...

Akp'nin resmi söylemleri veya korkakça tavırları sadece yönetimsel sorunlar doğurmuyor. Aynı zamanda toplumdaki şovenist yükselişe de hizmet ediyor. Kürt sorunu veya ermeni sorunu konusunda birisiyle konuşurken onun akp'li mi yoksa mhp=chp'li mi olduğunu ayırt edemiyorum. Artık doğuya napalm bombaları atalım veya kürtleri k. ırak'a sürelim gibi şeyleri sadece mhp'lilerden duymuyoruz. Siyasi partilerin görevi toplumdaki genel görüşleri tekrarlamak değildir. Siyasi partiler toplumu aydınlatmalı.

Bence sorun türkiyenin statüko karşıtı demokratik reformcularının aynı zamanda muhafazakar olmalarından kaynaklanıyor. Muhafazakarlık siyasal statükoya karşı çıkıyor ama toplumsal statükoya karşı çıkamıyor. Din, iman; vatan milletle beraber anılıyor.

Tabi burada 'sol'un da büyük suçu var. Sol kendisini kemalizme yamadı. Sol halk için elitizmden başka bir şey değil.

Toplumda "genel olarak demokrasi" istemi değil "kendim için demokrasi" istemi daha baskın. Örneğin başörtüsü konusunda özgürlükten ve demokrasiden yana olanlar aynı özgürlüğü alevilere veya hristiyanlığa vermemekte diretiyorlar. Aynı şey diğer görüşler ve gruplar için de geçerli.

Bence özgürlük ve demokrasi bir bütündür. Demokrasi sorunu malum resmi ideolojiden kaynaklanıyor. Resmi ideolojinin tüm anti-demokratik tavırlarına karşı çıkmayan kendisi için de demokrasi elde edemez. Çünkü kendisine demokrasi vermeyen otorite ile başkasına demokrasi vermeyen otorite aynıdır. Bu yüzden başkasını ezen özgür olamaz.

(yazı linkini dediğiniz gibi hallettim)