11 Aralık 2007 Salı

Kürt Sorununa Çözüm Ortadoğu Federasyonu Mu?

Kürt sorunu, Bask; Çeçenistan; İrlanda ve hatta Filistin sorunundan bile karmaşık bir sorundur. Öncelikle kürt sorununun yalnızca Türkiye'yi ilgilendirmediğini ve giderek bir Ortadoğu sorunu olmaya başladığını belirtelim. Özellikle Irak'da Saddam'ın devrilişi ile beraber Kürdistan federe bölgesinin daha fazla otonomi kazanabilecek koşulların oluşması ile kürt sorunu Ortadoğu sorununa dönüşmeye başlamıştır.

Kürt sorunu yalnızca son 30 yılın sorunu değildir. Asıl olarak Osmanı'nın parçalanması ile ortaya çıkan ulusal bir sorundur. Osmanlı'da aslî unsurun bir parçası sayılan kürd halkı Osmanlı'nın parçalanması ile dört ayrı devletin vatandaşları oldular. Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı'nın mirasçısı olarak aslî unsuru belirlemek için önceleri müslim / gayr-i müslim yöntemini kendine seçti. Buna göre yeni kurulan Cumhuriyet türk, kürd, laz, çerkez, arab ve diğer müslüman unsurların devleti idi. Çünkü "millî mücadele"nin yeni bir devlet ve rejim oluşturmak için değil, 'Devlet-i Âliye-yi Osmaniye'yi kurtarmak amacı ile yapıldığı söylendi. Ancak yeni devlet Osmanlı'nın devamı değil bir ulus devlet modeli üzerine kuruldu. Aslî unsur türk ulusu seçildi. Azınlıklar ise yine Osmanlı'daki mantığa göre belirlendi. Gayr-i müslim olan ermeniler, yahudiler, rumlar azınlık olarak kabul edildiler. Azınlık hakları hukuksal olarak tanındı. Kendi dilini kullanabilme, kendi kültürünü geliştirebilme ve diğer kültürel haklar. Gayr-i müslim olmayan bu yüzden de azınlık statüsünde olmayan kürtlerin, lazların, arabların ve çerkezlerin payına türküm deyip mutlu olmak düştü. Böylece Türkiye'de türklerden sonra ikinci büyük grup olan kürd halkının varlığı, ulusal kimliği, dili yok sayılmış oldu. Kürtler türk kimliği altında asimile edilmeye çalışıldı ancak başarılı olunamadı. Kürt sorununun Türkiye payına düşen kısmı kısaca budur.

Ancak sorun yalnızca azınlık hakları yani kültürel haklarla sınırlı değildir. Sorun özünde bir ulusal sorundur. "Arab devleti var, türk devleti var, farisî devleti var, yunan, ingiliz, fransız devletleri var; Kürd devleti neden olmasın?" İşte meselenin özünü bu soru oluşturuyor. Fakat barut fıçısını andıran Ortadoğu'da bağımsız ve birleşik bir Kürt devleti Türkiye, İran, Irak ve Suriye'yi içine alan bir ateşin kıvılcımı olur. Çünkü sözü edilen devletlerin egemen sınıfları "kendi ülkelerini" yalnızca kendi uluslarının tapulu malı olarak görüyorlar ve "bir çakıl taşını dahi" başkalarına (örn: kürtlere) vermemeye and içmişler. Bağımsız Birlerşik Kürdistan'ın yaratacağı sorunların yanında bunun gerekliliği de tartışma konusu. Kürt halkı, tarihsel, kültürel ve duygusal bağları olan türklerden ve araplardan ayrılmayı mutlak bir koşul olarak istemiyorlar. Kürt halkı üzerinde yaşadıkları ülkelerin eşit ve özgür ortakları olarak diğer kardeş gördükleri halklarla beraber yaşamaya razılar. Arab, fars ve türk halkı da tüm kışkırtmalara rağmen kürtlerle beraber yaşama yönünde irade gösterebilirler. İran ve Irak devletleri kürt halkının varlığını tanıyorlar. Hatta Irak'ta kürtler otonomi kazanmışlardır. Irak'ın ikinci resmi dili kürtçedir. İran'da da Kürdistan eyaleti mevcuttur. Suriye'de ve kürtlerin en kalabalık olarak yaşadığı Türkiye'de kürtlerin ulusal kimliği ve dili inkar ediliyor; kürt yok türk var ve kürtçe yok deniliyor. Ancak Türkiye'deki durum da mecburen değişiyor, değişmek zorunda.

Fakat Türkiye'de de Irak'taki gibi bir federasyon oluşsa yine de kürt sorunu var olmaya devam edecek. Çünkü bazı kürtler yine şu soruyu soracaklar: "Biz neden ayrı devlet kurmuyoruz?" Şu cevap verilecek: "Çünkü siz bizimle kardeşsiniz ve beraber yaşamalıyız." Bu sefer şöyle sorulacak: "Peki biz kürtler Irak'daki, İran'daki ve Suriye'deki kürtlere düşman mıyız, biz neden ayrı devletlerde yaşıyoruz?"

Tüm bu sorunların en iyi çözümü belki de İran, Irak, Suriye ve Türkiye'yi içine alan bir Ortadoğu Federasyon'u olabilir. Resmi dilleri arapça, türkçe, farsça ve kürtçe olan, diğer tüm dillerin de serbest olduğu Türk, Kürt, Arap ve Fars birliği... İngiltere, Galler, İskoçya ve K. İrlanda'daki Britanya birliği gibi. Üstelik böyle bir federasyon diğer arap ülkelerinde yaşayan halkları da içine alabilir. Mısır, Suudî Arabistan, Lübnan, Ürdün ve diğerleri.

Kürt sorununa Ortadoğu federasyonu çözümü ütopik gelebilir. Ancak "kültürel haklar" çözümünden çok daha kalıcı ve gerçekçi bir çözüm metodudur. Çünkü dört farklı ülkede yaşayan kürtler Irak'daki kürt bölgesinin daha
da bağımsızlaşması ile hiç olmadığı kadar bir ulusal bilinç kazanmışlardır. Kültürel haklar ve ekonomik gelişme gibi çözümler bu ulusal bilinci besleyecektir ve yeni sorunlar doğuracaktır. Kültürel haklar ve hatta ayrı ayrı kürt federasyonları ancak kısa ve orta vadede bir çözüm olabilirler gibi geliyor bana.



Bu federasyon nasıl gerçekleştirilebilir?

Ortadoğunun parçalanmış ulus devlet yapısı -yani mevcut durum- bu ülkelerdeki despotik, anti-demokratik rejimlerin varlığı açısından en uygun koşullardır. Bu parçalanmış yapıyı en çok savunacak olan da mevcut egemen klikleridir. Suriye'nin tek partici, Baasçı kesimi, İran'ın teokratik kesimi, Türkiye'nin malum, Suudîlerin monarşiden yana demokratik cumhuriyet karşıtı egemenleri... Bu durumda zaten parçalanmış yapının "dış güçlerin" bir dayatması değil, içteki siyasal-ekonomik egemenlerin çıkarlarını yansıtan bir durum olduğu görülüyor. Sadece Arap yarımadasında -Mısır'ı da sayarsak- 12 tane arap ülkesi var. Arap halkarı ancak ileri bir demokratik devrimle yerel siyasal hegemon güçleri altedip arap ulusunu ve birleşik arap devletini oluşturabilir. Ortadoğu federasyonu da mevcut egemen çıkar gruplarının karşıtı bir devrimle kurulabilir. Bu devrimin siyasal temelinin demokrasi olacağı açıktır. Ancak demokrasiyi savunabilmek için sosyo-ekonomik temel olarak kapitalizm koşulları yetersiz gelecektir. Çünkü Ortadoğudaki kapitalizm Avrupa'dakinden çok geridir. Demokrasi böyle bir sosyo-ekonomik koşullar altında işleyemez haldedir. Bunun için Ortadoğu federasyonu işçi sınıfının öncerliğinde tüm emekçi sınıfların sosyalist devrimi ile kurulabilir. Ortadoğu işçi Sovyetleri Federasyonu da Dünya İşçi Sovyetleri Federasyonunun bir aşaması olarak kabul edilebilir. Yoksa "emperyalist batı"ya karşı "sosyalist doğu" tarzı yerelci veya 3. dünyacı bir mantığın tutarlılığı yoktur.


Sosyalist ortadoğu federasyonu

Hiç yorum yok: