1 Aralık 2007 Cumartesi

Kürt Sorununda Şahinler, Güvercinler ve Devekuşları

Kürt Sorunu ve Şahinler

Kürt sorununa "şahince" bakanlar, yani kürt halkını düşman belleyenler daha başta "kürt sorunu" tanımlamasını bile kabul etmiyorlar. Kürtlerin hak taleplerini nankörlük olarak niteliyorlar. Kürtçe müzik duyduklarında, kürtçe konuşan birilerini gördüklerinde "babalarının çiftliği olan vatanlarının" tehlikeye düştüğü vehmine kapılıyorlar. Tabi "bu ülke" şahinlerin tapulu malı ve herkes onların ulusal kimliğini kabul etmeli. Türküm demeyen kimseler vatan haini.

Kürt Sorunu ve Güvercinler

Şahin savaşın, düşmanlığın ve çatışmanın sembolü olduğu gibi güvercin de barışın ve kardeşliğin sembolüdür. "Güvercinler", kürt sorununun şiddetle çözülemeyeceğini, demokrasi ve diyalogla çözülmesi gerektiğini, kürt sorununda kürt halkına da söz verilmesi gerektiğini savunuyorlar. Güvercinler halkarın kardeşliğini ve halkar arasındaki düşmanlıkların son bulması gerektiğini savunuyorlar. Kürt sorununun bir savaş doğurduğunu, bu savaşın tarafları olduğu gerçeğini ve barışın ancak tarafların diyaloğuyla çözülebileceğini söylüyorlar. Yani "silah başına değil masa başına" diyorlar.

Kürt Sorunu ve Devekuşları

Devekuşu avcıyı görmüş uçamıyor, başını kuma sokmuş avcıyı görmemek için. Sanıyor ki avcıyı görmezse avcı da onu görmeyecek.
Kürt sorunu konusunda bir kürt sorununun varlığını kabul eden, milliyetçiliğe karşı olduğunu söyleyen ancak sorun hakkında çarpık görüşleri olan bir kitle var. Bunların temel iddiaları şudur:

1. yanılgı: Pkk, tamamen dış güçlerin çıkardığı ve kürt halkından destek bulmayan bir terör örgütüdür.

Kendi isteklerimiz ile gerçekler çelişebilir. Ancak gerçekler başımızı kuma soktuğumuzda ortadan kalkmaz. Bir ingiliz atasözünde dendiği gibi: "gerçekler inatçıdır."

Pkk, ABD destekli olarak kurulmadığı çok açık. Çünkü pkk'nın ortaya çıktığı konjonktür soğuk savaş koşullarıydı. İki kutuplu bir dünya vardı. Bu iki kutbun kendisine göre ideolojileri vardı. SSCB liderliğindeki bürokratik diktatörlük rejimi kendisine ideoloji olarak marksizmi, komünizmi ve sosyalizmi seçmişti. ABD ise; liberal kapitalizmi, demokrasiyi, çoğu zaman da milliyetçiliği ve dini seçmişti. Hatta sağ/sol ayrımı bile ABD/SSCB yandaşlığına dönüşmüş durumda olabiliyordu. Bir örgütün hangi kutbun desteğini aldığı, deklare ettiği ideolojisinden anlaşılabilir. Buna göre ABD'nin Afgan mücahitleri, milliyetçi kontgerilla/gladio yapılanmalarını desteklediği; SSCB'nin ise Stalinist "marksist" ideolojideki örgütleri destekledikleri belli. Bir örgüt ideolojisini belirlerken aynı zamanda hangi kutupdan destek beklediğini ve aldığını da göstermiş oluyordu. Örneğin Filistin'deki El-Fetih örgütü sol bir ideoloji ile ortaya çıktı ve SSCB'den destek aldığı ortadaydı. Pkk de kurulurken marksist bir ideolojiyi deklare etti. Desteğini ABD'den değil, SSCB'den aldı. Pkk'nın ismi "Partiya Karkera Kurdistan" yani "Kürdistan İşçi Partisi"dir, sosyalist referanslıdır. Silahları Amerikan silahı değil meşhur Rus silahı AK-47 nam-ı diğer kalaşnikof'tu. Bunun için pkk'nın çıkış sebeplerini incelemeden gerçeğin ne olduğunu düşünmeden sorunları halının altına süpürür gibi Pkk 'amariga'nın uşağı demek başımızı kuma sokmak demektir.

SSCB yıkıldığında pkk başka yerlerden destek aradı. Bu doğrultuda ideolojisini de değiştirdi. Birleşik sosyalist Kürdistan hedefinden demokratik konfederalizm hedefine yöneldi. Abdullah Öcalan, Karl Marx'ı aştığını iddia etti ve sosyalizmden daha ileri bir hedef olarak 'demokratik konfederalizm'i icat etti. Bazı "marksist" ve "devrimci" oluşumlar pkk'nın ve Apo'nun sosyalizme, marksizme ihanet ettiğini söylediler. Ancak pkk daha başlangıçta işçi sınıfına dayanmayan ulusal bir örgüttü. Bu bakımdan işçi sınıfına ve sosyalizme değil bazı devrimci örgütlerin "hayal dünyasına" ihanet ettiler.

Pkk ne kadar "öcü ve kötü" de olsa gerçekler gerçektir. Pkk kürt halkında sempati duyulan bir örgüttür. Dış güçler silah da verse para da verse dağda ölenler dış güçler değil kürtlerdir.

2. yanılgı: Kürtler Pkk'yı desteklemiyor.

2009 yerel seçiminde Pkk ile tabanımız aynı söylemini kullanan DTP'nin oylarına bakalım.
Aşağıdaki harita kazanılan belediye başkanlıklarını gösteriyor.

Aşağıdaki harita ise il genel meclisi seçim sonuçları:

Devekuşluğu yapmanın manası yok. Gerçekler apaçık ortada. İl genel meclisi seçimlerinde Chp 7 ilde, Mhp 2 ilde birinci gelirken Dtp 9 ilde 1. parti gelmiş. Türkiye'liler Chp'yi destekliyor mu, evet, kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları illerdeki halk Dtp'yi destekliyor mu? Daha fazla evet. Tabanımız Pkk ile aynı diyen bir Dtp kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları 12-13 ilin 9'unda yani %75'inde 1. parti geliyorsa buradan çıkarmamız gereken dersler var demektir.

Bkz: DTP Kürtleri Temsil Ediyor mu?

3. yanılgı: Kürt sorunu ile terör sorunu birbiriyle ilgisi olmayan apayrı şeylerdir.

Bu yanılgıyı bizzat Akp'nin kürt açılımı yanlışlıyor. Akp terörün bitmesi için demokratik açılımlar yapılması gerektiğini söylüyor. Terör ile demokratik açılımın ne alakası olabilir ki, bunlar ayrı şeylerse... Ortada terör varsa çözümü sadece silahla olur. Teröristleri imha edersin. Ama ortada demokratik bir sorun varsa demokratik çözüm için adımlar atarsın.

Terör denilen şeyi yani çatışmayı kürt sorununun bir sonucu olarak görmek gerek. Pkk'yı kürt sorunundan ayrı tutmak anlamsızdır. Pkk'yı kürt sorunu doğurdu. Bu yüzden çözümün içinde Pkk da olmalı. Biz bazı demokratik adımlar atarız, Pkk bizi ilgilendirmez denilemez.

Tehlikenin Farkında mısınız: Devekuşları Şahinleşiyor

Eskiden halkın çoğunluğu "pkk ile kürt kardeşlerimiz ayırmak gerek", "pkk öcü kürtler iyidir" diye bir devekuşu mantığı içinde, kardeşliğe ve birliğe zarar verecek söylem ve davranışlardan uzak duruyordu. Bunda "kürtler ayrıdır pkk ayrıdır" diyen islamcı, sosyal demokrat ve liberal demokrat siyasetçilerin payı var. "Kürtler düşmandır" gibi bir anlayış yani faşist anlayışın yaygınlaşması bu yolla engellenmeye çalışıldı.

Ama şimdi durum farklı. 2 kere 3'ün 6 olduğunu ispatlayabilmek için 2x2=5 argümanını kullanmak eskiden işe yarıyor olabilirdi. Ama şimdi 2 kere 2 nin 5 etmediği gün yüzüne çıkıyor. Bu yanlış argümana kurulu doğru mantık da bununla beraber çöküyor. 25 yıldır bitmeyen çatışma ortamı, 20.000 kadar teröristin öldürülmesine rağmen bir türlü bitmeyen Pkk... Demokratik haklarını ister Dtp'li olsun ister Akp'li olsun isteyen kürtler... Devekuşları daha fazla kafalarını kumda tutamaz hale geldiler ve kafalarını kumdan çıkardıklarında maalesef şahinleşiyorlar.

Pkk meselesini doğru biçimde anlatmak gerek. Basit ve yüzeysel olarak söylersek; Pkk kötüdür kürtler iyidir mantığı iflas etmek üzere. Ve bu mantık iflas ettiğinde kürtler iyidir, pkk kürt sorununun sonucudur mantığının gelişmesi yerine, pkk teröristtir, kürtler de bölücüdür mantığı gelişiyor.

Eskiden kürtlerin çoğunluğunun vatanlarını sevdikleri yani hiçbir hak istemedikleri, mevcut konumlarından, mevcut politikalardan hiç rahatsızlık duymadıkları, bu yüzden pkk'nın kürtlerce desteklenmediği, pkk'nın bizi güçsüz düşürmek isteyen dış güçlerin oyunu oldukları söylenip dururdu.
Ama şimdi kürtlerin haklarını istedikleri gün yüzüne çıktı. Tehlike de burada başlıyor.

Toplumun her kesiminde (laikinden dincisine; milliyetçisinden muhafazakarına) kürt düşmanlığı artıyor. Erdoğan'ın, terör örgütü asla kürt kardeşlerimin temsilcisi olamaz tarzı sözleri ise maalesef bu kürt düşmanlığını azaltmak yerine uzun vadede daha da körüklüyor.

Konuyla ilgili bir yazı:
PKK'ya sövmek sorunu çözmez

Hiç yorum yok: