12 Ekim 2009 Pazartesi

Tarihsel Materyalizm Üzerine - 1

İnsanlar, şimdiye kadar, kendileri hakkında, ne oldukları ya da ne olmaları gerektiği hakkında her zaman yanlış fikirlere sahip olmuşlardır. Sahip oldukları ilişkileri, Tanrı hakkındaki, normal insan hakkındaki vb. tasarımlarına uygun olarak düzenlemişlerdir. Kendi beyinlerinin ürünleri, onları yaratan beynin üstüne çıkmıştır. Yaratıcılar, kendi yarattıkları şeyler önünde secdeye varmışlardır. Öyleyse onları, boyunduruğu altında ezildikleri kuruntulardan, fikirlerden, dogmalardan, hayali yaratıklardan kurtaralım. Fikirlerin egemenliğine karşı başkaldıralım.
-İnsanlara bu yanılsamaları değiştirip, yerine insanın özüne uygun düşen düşünceler koymayı öğretelim.
-Bu yanılsamalara karşı eleştirici bir tutum almayı öğretelim.
-Bunları kafalarından çıkarıp atmalarını öğretelim.
Bu günkü gerçeklik böylece çökecektir.


Marx, materyalist olduklarını iddia ettikleri halde tarihe idealist yaklaşan Genç-Hegel'cilerin (Marx da gençken Genç-Hegelcilerdendi) görüşlerini böyle betimliyor 'Alman İdeolojisi'nin önsözünde... ve devam ediyor:

"Bu masum ve çocuksu düşler genç-hegelcilerin bugünkü felsefesinin çekirdeğini oluştururlar; ki bu felsefe, Almanya'da, kamuoyunca korkuyla karışık bir saygı ile karşılanmakla kalmıyor, ama felsefi kahramanların kendileri tarafından, canice sertlikteki bu fikirlerin dünya için devrimci bir tehlike taşıdığı inancı içinde, büyük bir ciddiyetle sunuluyor. Bu kitabın birinci cildinin amacı, kendilerini kurt sanan ve başkalarının da kurt sandıkları bu koyunların ne olduklarını ortaya koymak, onların meleyişlerinin Alman burjuvalarının tasarımlarının felsefi bir dile yinelenmesinden başka bir şey olmadığını ve bu felsefi yorumcuların palavracılıklarının, Alman gerçekliğinin zavallı yoksulluğunu yansıtmaktan başka bir anlam taşımadığını göstermektir. Bu cilt, Alman ulusunun hoşlandığı, düşlerle dolu uyuklamaya pek uygun düşen, gerçekliğin gölgesine karşı yürütülen bu felsefi savaşın maskaralığını ortaya çıkarmak ve onu bütün saygınlığından yoksun bırakmak amacındadır.

Bir zamanlar, yürekli adamın biri, insanların, salt yerçekimi fikrine saplandıkları için suda boğulduklarını sanıyordu. Ona göre, insanlar, örneğin, bunun dinsel boşinanlara dayana bir düşünce olduğunu söyleyerek bu fikri kafalarından çıkarıp atsalardı, ondan sonra artık her türlü boğulma tehlikesinden korunmuş olurlardı. Ömrü boyunca, bütün istatistiklerin, sayısız ve boyuna yinelenen tanıtlarla zararlı sonuçlarını kendisine gösterdikleri bu yerçekimi yanılsamasına karşı savaştı durdu. Bu saf yürekli adam, modern devrimci Alman filozofları tipinin aynısıydı."

Özellikle son paragraf mükemmel. Bu önsözü iyi kavrayarak bile tarihsel materyalizmin özünü kavrayabiliriz.

1 yorum:

berrakkan dedi ki...

Ben burada bir çözüm önerisi göremedim.Açıkçası tam tersi şekilde düşünüyorum.Bir ''genç-hegelci'' olarak bu felsefiçeşitliliğin bir maskara değil aksine çok güzel bir dönemecin başlangıcı olduğuna inanıyorum. Ben aksine ideoloji ortaya atmayan insanların kuru gürültüden inaret olduklarına işaret ediyorum. Bu felsefi çeşitliliği yok ederde o ''gerçekliğe'' ulaşırsanız değerli hiç bir şey kalmaz.
İkinci bir yanılgıda bu sözde maskaralığı yıktıktan sonra sözde gerçekliği yine diğerlerinden pek farkı olmayacak şekilde ortaya koymanız ve tekilleştirmenizdir. Bu diğer fikirlerin yokolması son derece yakışıksız ve anti-demokratiktit