21 Ekim 2009 Çarşamba

Tek Ülkede Sosyalizm

Marksizm içi tartışmada tek ülkede sosyalizm sorunu büyük bir yer tutar.

Bu konu hakkında bir şeyler söyleyebilmek için kullanılan kavramların neyi kastederek kullanıldığının açıklanması gerekir. Tartışan taraflar arasındaki en büyük sorun aynı terminolojiyi kullanmamaktır. Bir tarafın sosyalizmden kastettiği şey ile diğer tarafın sosyalizmden kastettiği şey farkı. Bu yüzden tartışma özünde bir kavram tartışmasıdır.

Komünist toplum ve proletarya diktatörlüğü kavramı

Komünizm, kapitalizmin işçi devrimiyle yıkılmasından ve tasfiye edilmesinden sonra ortaya çıkacak olan sınıfsız, sınırsız ve devletsiz bir sosyo-ekonomik düzenin adıdır. Marx ve Engels komünist toplum kavramını bu anlamda kullanılır.
Troçkistler ve Stalinistler için bu kavramda bir sorun yok.

Proletarya diktatörlüğü ise kapitalizmden komünizme geçiş sürecinin, burjuvazinin ortadan kaldırılması için, yeni toplumun kurulması için gereken devrimci dönüşümler sürecinin adıdır.
Bu konuda da Troçkist ve Stalinist gruplarda bir mutabakat söz konusu. Marx'ın Gotha Programının Eleştirisi'nde yazdıkları bunu söylüyor:

Kapitalist toplum ile komünist toplum arasında, birinden ötekine devrimci dönüşüm dönemi yer alır. Buna da bir siyasal geçiş dönemi tekabül eder ki, burada devlet proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olamaz.
Komünist toplumun alt ve üst evreleri

Şimdi gelelim asıl tartışmanın çıktığı yere. Komünizmin üst evresi, komünizmin alt evresi.
Komünizmin birinci evresi, yani kapitalist toplumdan henüz çıkmış şekliyle komünist toplum hakkında Marx aynı yazıda şunları söylüyor:

Burada ele almamız gereken, kendi temelleri üzerinde gelişmiş olan değil, tersine, kapitalist toplumdan doğduğu şekliyle bir komünist toplumdur; dolayısıyla, iktisadi, manevi, entelektüel, bütün bakımlardan, bağrından çıktığı eski toplumun damgasını hâlâ taşıyan bir toplumdur. Bu bakımdan birey olarak üretici (gerekli indirimler yapıldıktan sonra), topluma vermiş olduğunun tam karşılığını alır.

...
Ama bir insan, bedensel ya da zihinsel olarak bir başkasından üstün olabilir, böylece aynı süre içersinde daha fazla emek sağlayabilir ya da daha uzun süre çalışabilir; ve emeğin bir ölçü görevi yerine getirebilmesi için, süresi ve yoğunluğu saptanılmalıdır, yoksa bir ölçü birimi olmaktan çıkar. Bu eşit hak, eşit olmayan bir emek için eşit olmayan bir haktır. Hiçbir sınıf farkı tanımaz, çünkü herkes bir diğeri gibi yalnızca bir işçidir; ama eşit olmayan bireysel yetenekleri ve böylece de üretken kapasiteyi doğal bir ayrıcalık olarak zımnen kabul eder.
Stalinistler, komünist toplumun birinci evresini, sözcüğün tam anlamıyla komünist toplumun birinci evresi olarak değil, yani komünizm olarak değil, komünizme geçiş süreci olarak algılıyorlar. Bu yüzden komünizmin birinci evresini proletarya diktatörlüğü ile eş tutuyorlar.
Halbuki Marx'ın yazdıklarını dikkatle okursak, komünizmin birinci evresini proletarya diktatörlüğünden sonra, komünist toplumun içinde bir dönem olarak tanımladığını görürüz. Ve bu evrede de hiçbir sınıf farkının olmayacağı, herkesin bir diğeri gibi yalnızca işçi olacağı söylenmiştir. Halbuki proletarya diktatörlüğü, adından da anlaşılacağı üzere sınıflı bir kesittir. Kapitalizm ile komünizmin savaşının yürüdüğü yani işçi ile burjuvazinin savaşının devam ettiği bir kesit.. Proletarya diktatörlüğünda farklı sınıflar vardır. Halbuki Marx, komünist toplumun 1. evresinde hiçbir sınıf farkının olmayacağını söylüyor.

Komünist toplumun üst evresinde ise şunları söylüyor:
Komünist toplumun daha yüksek bir evresinde, bireylerin işbölümüne kölece boyun eğmesinin ve onunla birlikte de kafa emeği ile kol emeği arasındaki çelişkinin ortadan kalkmasından sonra; emek, yalnızca yaşam aracı değil, yaşamın birincil gereksinmesi haline gelmesinden sonra; bireylerin her yönüyle gelişmesiyle birlikte, üretici güçlerin de artması ve bütün kolektif zenginlik kaynaklarının gürül gürül fışkırmasından sonra - ancak o zaman, burjuva hukukunun dar ufukları tümüyle aşılmış olacak ve toplum, bayraklarının üzerine şunu yazabilecektir: "Herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinmesine göre!
Burada kafa karıştıracak tek şey komünist toplumun birinci evresinde hala burjuva hukukunun işlemesidir. Burjuvazi yoksa burjuva hukuku nasıl işler?
Burjuva hukukundan kastın eşdeğerlerin değişimi ilkesi olduğu açık. Kapitalizmde de bu ilke geçerli. Yalnız komünizmde emek-gücü bir meta olmayacağı için sömürü son bulmuş olacak.

Sosyalist toplum kavramı

Marx hiçbir zaman sosyalist toplum kavramını kullanmamıştır. Sosyalist toplumsal düzen kavramını kullanan Engels'tir ve Lenin'in dediğine göre sosyalizm genellikle komünist toplumun ilk evresi için kullanılan bir kavramdır. Demek ki sorun sosyalizmin yani komünist toplumun ilk evresinin niteliği hakkındadır. Engels, A. Babel'e mektubunda şunu yazıyor:

Devlet üzerine bu gibi gevezeliklere son vermek gerek, özellikle sözcüğün tam anlamıyla bir devlet olmamış olan Paris Komünü deneyiminden sonra... Daha Marx’ın Proudhon’a karşı kitabından beri ve daha sonra da Komünist Parti Manifestosu’nda sosyalist toplumsal düzenin kurulmasıyla devletin kendiliğinden dağıldığı ve yok olduğu açıkça söylenmiş olmasına karşın, anarşistler yeteri kadar halkçı devleti kafamıza çalmış durumdalar.
Sosyalist toplumsal düzen, yani komünist toplumsal düzenini ilk evresi Engels'in yazdığına göre proletarya diktatörlüğüne eşdeğer değil, devletin dağıldığı ve yok olduğu bir dönemdir.

Lenin "Proletarya Diktatörlüğünde Ekonomi Politika" isimli yazısında sosyalizm için şunları söylüyor:
Sosyalizm, sınıfların ortadan kaldırılması demektir.
Sınıfların ortadan kaldırılması için, önce, toprak sahiplerinin ve kapitalistlerin ortadan kaldırılması gerekir. Görevimizin bu kısmı başarılmıştır, ama bu, ancak bir kısmıdır, üstelik de en zor kısmı değildir Sınıfları ortadan kaldırmak için, ikincisi, fabrika işçisi ile köylü arasındaki farklılığı ortadan kaldırmak, bunların hepsini işçi yapmak gerekir.
Lenin yine aynı yazıda:
Sosyalizm, sınıfların ortadan kaldırılması demektir. Proletarya diktatörlüğü, sınıfları ortadan kaldırmak için elinden geleni yapmıştır. Ama sınıflar bir darbede ortadan kaldırılamaz.
Ve proletarya diktatörlüğü döneminde sınıflar hâlâ durmaktadır, ve duracaktır. Sınıflar yok olunca diktatörlük gereksiz hale gelecektir. Proletarya diktatörlüğü olmaksızın sınıflar yok olmayacaktır.
Buradan anlaşılıyor ki proletarya diktatörlüğü kapitalizm ile sosyalizm arasındaki bir geçiş dönemidir ve proletarya diktatörlüğü sınıfları kaldırmak için kullanılır. Sınıflar ortadan kalktığında sosyalist toplum kurulmuş olur.

Hatta Stalin Leninizm'in Sorunları'nda şunu söylüyor:
Proletarya iktidarı, sosyalizmi örgütlendirmek için, sınıfları ortadan kaldırmak için, sınıfsız bir topluma, sosyalist topluma geçmek için kullanılır.
Proletarya diktatörlüğünü sosyalizm ile aş anlamlı değil, sosyalizme geçmek için kullanılan bir aygıt olarak tanımlıyor.

Lenin "Macar İşçilerine Selam" isimli yazısında şunu söylüyor:

Kapitalizmden sosyalizme geçiş oldukça uzun bir dönem ister, çünkü üretimin yeniden örgütlenmesi zor bir iştir, çünkü yaşamın bu alanında köklü değişmeler zaman ister ... Marx’ın, kapitalizmden sosyalizme geçiş dönemi olarak proletaryanın tüm bir proletarya diktatörlüğü döneminden söz etmesinin nedeni de budur.
Proletarya diktatörlüğü sosyalizmin kendisi olarak değil, sosyalizme geçiş dönemi olarak tanımlanmış. Yani komünizm ile sosyalizm eş anlamlı olarak kullanılmış. Çünkü kendi başına bir sosyalist toplum düzeni yoktur. Sosyalizm, komünizmin ilk evresidir.

Lenin bir kongrede gördüğü "işçilerin ve köylülerin devleti asla sona ermeyecektir" pankartı üzerine şunları söylemiştir:
... bu garip pankartı okuduğumda, kafamdan şunlar geçti: demek ki bizde bu tür en basit ve temel konularda yanlış anlamalar ve yanlış anlayışlar var. Gerçekten eğer işçilerin ve köylülerin devleti asla sona ermeyecekse, o zaman bu, hiçbir zaman bir sosyalizm olmayacağı anlamına gelir, çünkü sosyalizm sınıfların ortadan kalkması demektir; fakat işçiler ve köylüler var olduğu sürece, çeşitli sınıflar da var olur ve dolayısıyla tam sosyalizm olamaz.
Çok açıkça görülüyor ki, Lenin, sosyalizm kavramını proletarya diktatörlüğü ile eş anlamda kullanmak bir yana, proletarya diktatörlüğü varsa sosyalizm yoktur diyor.

Stalinistlerin iddialarına dayanak gösterdikleri tek Lenin makalesi Avrupa Birleşik Devletleri Sloganı üzerine yazılmış makaledir. Lenin şöyle der:
Ne var ki, ayrı bir slogan olarak bir Dünya Birleşik Devletleri sloganı pek doğru sayılmaz, birincisi, sosyalizm tekabül eder; ikincisi de, tek bir ülkede sosyalizmin zaferinin olanaksız olduğu anlamında yanlış yorumlara yolaçabileceği ve aynı zamanda da, böyle bir ülkenin öteki ülkelerle ilişkileri açısından da yanlış anlamalara neden olabileceğinden ötürü doğru sayılamaz.
Tek bir ülkede sosyalizmin zaferi... Evet burada anlatılmak istenen sınıfsız, sömürüsüz bir toplumsal düzenin kurulması mı yoksa tek bir ülkede komünist devrimin gerçekleştirilebileceği mi? Elbette devrimin gerçekleştirilebileceği anlatılıyor. Çünkü aynı paragrafta sosyalizme tekabül eden şeyin dünya birleşik devletleri olduğu söyleniyor, tek bir ülke sosyalizme tekabül etmez. Dünya birleşik devletleri sosyalizme tekabül eden bir slogandır. Dünya birleşik devletleri sloganının öne çıkarılması, sanki önce kapitalizm altında tüm ülkelerin birleşmesinin sağlanarak, ancak o şekilde bir devrim yapılabileceği gibi bir yanlış anlama içerir. Lenin'in söylediği budur.

Özetlersek, tek ülkede sosyalizm sorunu, genellike sosyalizm kavramının ne için kullanıldığı ile ilgili kavramsal bir sorundur. Engels, Lenin ve hatta Stalin'den yapılan bunca alıntı gösteriyor ki sosyalizm, sınıfsız ve devletsiz bir toplum olan komünist toplumun ilk evresidir. Proletarya diktatörlüğü ise kapitalizm ile sosyalizm arasındaki geçiş dönemidir.

Tek Ülkede Sosyalizm - 2
Tek Ülkede Sosyalizm - 3

Hiç yorum yok: