5 Kasım 2009 Perşembe

Sosyalizm Çeşitleri

Günümüzde olduğu gibi Komünist Manifesto'nun yazıldığı dönemde de çok çeşitli sosyalist akımlar vardı. Komünist Manifesto'nun "Sosyalist ve Komünist Yazın" isimli 3. bölümünde bu akımlar başlıklarıyla şöyle sıralanmış:
1- Gerici Sosyalizm
a) Feodal Sosyalizm
b) Küçük-Burjuva Sosyalizmi
c) Alman Sosyalizmi ya da 'Gerçek' Sosyalizm
2- Tutucu Sosyalizm ya da Burjuva Sosyalizmi
3- Ütopik-Eleştirel Sosyalizm
Daha sonra yazılan Komünizmin İlkeleri isimli yazıda ise komünizmden farklı olarak, sosyalizm çeşitleri şu şekilde ele alınmış:
1- Gerici Sosyalistler
2- Burjuva Sosyalistleri
3- Demokratik Sosyalistler
Günümüzde de sosyalistleri 3 başlık altında inceleyebiliriz:

1- Gerici Sosyalistler

Marksizmin ilerici-gerici kavramları tarihsel ilerleyişe karşı alınan tavırla ilgilidir. Üretici güçlerin (üretim tekniklerinin, teknolojinin) gelişimini, kapitalizm altında sermayenin doğal ve zorunlu hareketini, yani sermayenin/kapitalizmin evrenselleşmesini bir tehdit olarak algılayıp bu ilerlemeye karşı olan gruplar gericidir. Örneğin Komünist Manifesto'da:
Burjuvazi, dünya pazarını sömürmek yoluyla tüm ülkelerin üretim ve tüketimini kozmopolitleştirdi. Gericilerin çok üzülecekleri biçimde ulusal zemini sanayinin ayağının altından çekiverdi.
deniliyor. Demek ki anti-emperyalist, sosyalist adındaki bir siyasal hareket, sanayiyi ulusal zemine oturtmak, bir ülkeyi dışa kapalı kılmak gibi amaçlar güdüyorsa, gerici bir hareket olmaya mahkumdur. Sosyalizm ve anti-emperyalizm adına ulusal ve içine kapanmış bir ülke hayal eden, yerli sermayeyi es geçip yabancı sermayeye düşman olan, 'ülkesini savunma' adına (işçi sınıfının sosyal hakları için değil) özelleştirmelere karşı çıkan sosyalistler gerici sosyalist kavramının Marx döneminde kalmadığını, karşılığının günümüzde de hala olduğunu gösteriyor. Bu gerici sosyalistlerin birinci düşmanı liberal veya liboş adını verdikleri demokratlardır. Ulusalcılar, darbeciler, Bonapartist hükümetler, hatta faşistler liboşlardan daha az tehlikeli olacak ki bu gerici sosyalistlerin en büyük düşmanı liberal demokratlardır.

Bir dünya sistemi olan kapitalizmin doğasına aykırı olarak ulusal kapitalizmi (milli demokratik devrim ve benzeri yollarla) kurma amacı taşıyan, ancak işçi sınıfına dayanmayan, devletçi sosyalistler... Evet bunlar büyük sermayeye düşmandır, yabancı sermayeye, ABD sermayesine düşmandır. Ama yine de gerici olmaktan kurtulamazlar. Çünkü kapitalizme düşmanlıkları, işçi sınıfının pozisyonunda değil, küçük-burjuvazinin pozisyonundadır. Komünist Manifesto, büyük kapitalistlerle farklı çıkarları olan küçük-burjuvazi hakkında şunları yazıyor:
Orta kesimler, küçük sanayici, küçük tüccar, zanaatçı, köylü, hepsi orta kesim olarak varlığını çöküşe karşı güvenceye almak için mücadele eder burjuvaziyle. Demek ki bunlar devrimci değil tutucudurlar. Dahası, gericidirler, tarihin çarkını geriye doğru döndürmeye uğraşıyorlar.
Küçük bir ayakkabı imalathanesi olan bir küçük-burjuva, büyük sermayenin, dükkanının hemen yanına kocaman bir fabrika kurmasına karşı siyaseten direnir. Yabancı sermayeye karşı çıkar, özelleştirmeye karşı çıkar, toprağın kapitaliste satılmasına vatan satılıyor diye karşı çıkar... Ama gericidir. Çünkü kendisi 3 saatte 1 ayakkabı üretebilecekken, büyük fabrikada 1 işçi saatte 3 ayakkabı üretir. Toplumsal ilerleme, üretici güçlerin gelişmesi, kendi çıkarının aleyhinedir ve bunlara direnir.
Ekonominin toplumla ve siyasetle olan ayrılmaz bağını ortaya koyan Marksizmi ispatlarcasına, küçük-burjuvazinin sosyo-ekonomik çıkarlarını dillendiren bu gerici sosyalistler siyasal alanda liberallerin bile çok gerisine, anti-demokrat hatta hatta darbeci saflara kadar sürüklenirler.

Bkz: Liberalizm mi Ulusalcılık mı?

2- Tutucu Sosyalistler

Kapitalizm devrimci potansiyeli olan bir sınıf yaratmıştır: Proletarya...
Tutucu sosyalistler yani muhafazakar sosyalistler, işçi sınıfına bazı sosyo-ekonomik ve siyasal hakların verilmesini savunurlar. Bu yönüyle iyi bir şey yaparlar. Ancak kapitalizmin tamamen ortadan kaldırılıp sınıfsız bir toplum olan komünist toplumun kurulması gerektiği fikrine yanaşmaşmayarak kapitalizmi muhafaza etmiş olurlar. İşçi sınıfına bazı hak kırıntıları verilmesini sağlayarak kapitalizmin ömrünün uzamasını sağlarlar. Tutucu sosyalistler, ancak kapitalizmin geliştiği, sermayenin yeterince büyüdüğü ülkelerde var olabilirler. Çünkü kapitalizmin doğası gereği, sermayenin hızla büyümesi işçi sınıfı için en uygun durumdur. Ancak bu şekilde işçinin maddi konumu iyileşebilir. İşte tutucu sosyalistler bu koşulu değerlendirip işçi sınıfına daha iyi bir maddi konum sağlama amacıyla siyaset yaparlar. Marx, Ücretli Emek ve Sermaye isimli yazısında şöyle diyor:
İşçinin, sermayenin hızla büyümesinde çıkarı vardır demek, işçi başkalarının zenginliğini ne kadar büyük bir hızla çoğaltırsa, kendi payına düşen kırıntılar o denli bol olacak, istihdam ve var edilebilecek işçilerin sayısı o denli çok olacak, sermayeye bağımlı köleler yığını o denli artırılabilecek demektir ancak.
Tutucu sosyalistler iyi bir şey yapmalarına karşın, yaptıkları şey kapitalizmin gelişmesi (sermayenin büyümesi) ile mümkün olabilen bir şeydir. İşçi daha iyi ücret alıyor olabilir ama kapitalizm altında kapitaliste (patrona) oranla her zaman nisbî yoksul olarak kalmaya mahkumdur. Sermaye büyüdüğünde, daha az kişide toplanmaya başladığında atık sermeyesiz ve mülksüz olan işçilerin bir kapitalist olma umudu daha da azalır. Bu da proletaryanın sermayeye bağlı bir köle olma durumunun güçlenmesi demektir.

Kısaca tutucu sosyalistler, kapitalizmin oluşturduğu imkanlarla işçi sınıfının daha çok sosyal, ekonomik ve siyasal hak almasını savunurlar; ancak mevcut kapitalizmin sınırlarının dar ufkunu aşamazlar. Kapitalizmin ömrünün uzamasına hizmet etmiş olurlar. İşçi sınıfının kapitalistlere bağımlı olma durumuna hizmet ederler.

Avrupa'nın Sosyalist Enternasyonal ile örgütlenmiş sosyal demokrat partileri tutucu sosyalistlere en karakteristik örneklerdir.

3. İlerici Sosyalistler

Henüz yeterince gelişememiş ülkelerde radikal demokrat istemlerle ve işçi sınıfının sosyo-ekonomik haklarını savunarak ortaya çıkan sosyalistlerdir. Bunlar komünist değildirler. Kendilerini Avrupa'nın sosyal demokrat partileri ile özdeş görebilirler. Ancak komünizmin maddi koşullarının ileri kapitalist ülkelerdeki kadar gelişmemiş olduğu göz önüne alınırsa, işçi sınıfını reformist de olsa bazı hakları için örgütlemek isteyen bu sosyalistler ilericidirler. En azından hiçbir sınıf bilincine sahip olmayan işçilere kendi sınıf çıkarlarını reformizm sınırlarını aşmadan da olsa anlatıyorlar.
Bu sosyalistlerin yoksulluğu değil zenginliği paylaşalım sloganları tutarlıdır. Bu yüzden kapitalizmi geliştirecek liberal politikaları, sosyal politikalarla beraber savunabilirler.
Fakat kapitalizm geliştikçe bu tür sosyalistler sabit kaldıklarında geride kalmış olurlar, gericileşirler.

Hiç yorum yok: