18 Ocak 2010 Pazartesi

Politik Mimlenmişim

Zihni bey beni mimlemiş. Blog aleminde yeni değilim ama pek aktif de değilim. Mim de ne ki diye düşünürken anlamam pek zor olmadı :p

Kurallar şöyleymiş:

* Mimi gönderen bloga link veriyorsunuz.
* Üç kişiyi mimliyorsunuz ve mimlediğiniz kişinin bloguna not bırakıyorsunuz. ('Ortaya bıraktım, isteyen alsın.' demiyorsunuz.) Ayrıca olabildiğince bu konuda mimlenmemiş blogları seçmek için özen gösteriyoruz.
* Mimlediğiniz blogların da linkini veriyorsunuz.

Sorular şunlar:

1) Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
2)Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?
3)Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?
4)Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?
5) (Beşinci soruyu siz belirlemek durumunda olsaydınız neyi öğrenmek isterdiniz?)

Cevaplarım da şöyle:

1)
Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
Dokulmazlık konusu öyle basit değil Türkiye'de. Darbelerin sıradan şeyler olduğu bir ülkede yaşıyoruz. 301. madde gibi düşünce ve ifade özgürlüğünü sınırlandıran birçok yazılı ve yazılı olmayan kurallarımız var. Yargı bağımsızlığının olduğu ise kimse söyleyemez. Böyle bir ortamda dokunulmazlıkların tamamen kalkmasını savunmak pek mümkün değil. Dokunulmazlık varken bile partiler kapatılıp milletvekilleri hapse gönderilebiliyor. Bu koşullar altında dokunulmazlıkların tamamen kaldırılması ile parlementarizmin işlememesine, ülkenin daha çok 'hakimler hükümeti'ne dönüşmeyeceğine kim garanti verebilir. Eski DTP'li vekillerin ifade krizini hatırlayalım. Adamlar haklı olarak milletvekili olduğumuz sürece bize dokunamazsınız diyerek ifade vermeye gitmemişlerdi. Sonra milletvekillikleri ve dolayısıyla dokunulmazlıkları düşen 2 vekil ifade verdi.

2) Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?
Kaldırılsın. Dar bölge sistemi gibi bir sistem uygun olabilir.
Seçim barajının bir çok nedeni vardır mutlaka ama şimdi aklıma gelen 2 tanesini yazayım:
1- 'Marjinal' denilen muhalif partilerin sesleri fazla çıkmasın, muhalefet güçlenmesin, sistem tehlikeye girmesin diye.
2- Parti içi demokrasinin olmadığı partilerin, seçim barajı yüzünden küçük partilere oy veremeyen seçmen tarafından 'başkana rağmen' seçilerek, oy kaybetmemesi için.
Demek ki seçim barajı, sisteme; 'parti ağalarına' ve diğerlerine yarıyor, bana bi faydası yok.

3) Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?
Düzen partileri adaylarını nasıl belirlerse belirlesin. Ben bir şeyler önersem de beni karıştırmazlar zaten kendi işlerine. Benim destekleyebileceğim partiler için adayın zeki, çevik ve ahlaklı olanını öneririm :)

4)
Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?
Benim için devlet denilen kurum tüm toplumun hizmetinde olan, tüm toplumu temsil eden bir kurum değil. Devletin iki yönü var.
1- Toplumda farklı çıkarlara sahip sosyo-ekonomik ve siyasal çıkar gruplarının çatışmalarını, toplumu yok olmaktan koruyacak şekilde sınırlandıran , makul düzeye indirgeyen denge unsuru.
2- 1.'ye paralel olarak bir sınıfın diğeri üzerindeki baskı ve egemenlik aracı.

Yargı, devletin bir fonksiyonu olarak düşünülürse, burjuvaziden bağımsız değildir. Ancak Türkiye'de burjuvaziye de değil, burjuvazinin bir kesimi olan aristokratik burjuva diyebileceğim asker-sivil bürükrasiye bağımlıdır.
Bu bağımlılığın kırılması için şöyle yapmak lazım böyle yapmak lazım gibi fikir bildirimleri hiçbir sonuç getirmeyecektir. Çünkü bu bağımlılık toplumun her kesimi için değil bir kesimi için kötü, diğer kesimi için de iyidir. Toplumun bir kesimi yargının bağımsız olmasını ister, diğer kesimi ise buna direnir.
Tüm siyasal sorunlarda bu noktayı iyi anlamak gerekir. Siyaset çıkar çatışması, sınıf çatışmasıdır. Herkes için iyi olan diye bir şey yok. Bu yüzden siyaseti herkes için iyi olanın belirlenmesi olarak algılamak yanlış. Siyaset çıkar/sınıf çatışmasıdır ve yoksulların/emekçilerin işçi sınıfının kendi çıkarlarını dayatabilmesi için örgütlenmesi gerekmektedir.

5) Zihni Bey'in sorduğu 5. soru, ben de aynı soruya gelecek cevapları merak ediyorum.
Günümüzde en zengin olanların en akıllılarıyla, en yoksulların en akıllılarından beşer kişiyi bir adaya bıraksalar, herkese eşit koşullarda araç gereç sağlasalar. 10 yılda hangi gurubun gelir durumu daha yüksek olurdu? (akıl yürütmek)

Cevaba etki edecek iki etmen var:

1- Fakirler, çalışmayı sevmedikleri için, aptal oldukları için fakir değiller. Tam tersine en ağır işlerde çalışanlar yine fakir. Yani kim fakirse çalışmak zorunda, kim zenginse onun çalışmasına gerek yok.
Adaya bırakılan fakir grup, zengin gruba nispeten çalışmaya alışkın. Bu onların avantajı. Zenginler çalışmaya alışkın olmadıkları için çalışmak onlara çok zor gelecektir.

2- Fakirler 10 üretiyorlarsa bazen 5'ini bazen daha da fazlasını patronları ile paylaşmak zorunda kalıyorlar. Adadaki nisbi üretimleri, bir patronları olmadığı için aynı miktarda çalışmalarına karşın daha fazla olabilecek. Fakirler zaten fakirlerdi, daha çok kazanma hırsına sahip olmayacaklar. Yaşamlarını sürdürebilecekleri kadar çalışmak onlara yetecek.
Zenginler ise başta çok zorlanacaklar, fakat artık bi şekilde çalışmaya alıştıklarında kendilerine yetecek kadar üretebilmelerine karşın hala tatmin olmayacaklar. Eski durumları onlar için referans noktası oluşturacak. Hep daha fazlasını isteyecekler ve belki bu yüzden çok çalışacaklar.

Belli olmaz...
Yani 10 sene sonunda kesinlikle fakirler daha iyi gelir durumunda olurlardı diyemiyorum.

Bir ek soru:
6-Bir toplum kapitalist sınıfsız mı asla yaşayamazdı,
Emekçi sınıfsız mı asla yaşayamazdı..?

Tabi ki emekçi sınıfsız... Kapitalist sınıfsız ise daha iyi yaşar :)
Emekçi sınıf olmasa kapitalistler kimi çalıştıracaklar fabrikalarda? Kendileri çalışacaksa artık onlar kapitalist olmazlar zaten.


Tüm soruları cevaplandırdıktan sonra sıra birilerini mimlemeye geldi... Kimi mimlesem bilemedim şimdi...

Aşağıdaki arkadaşları mimlemiş olayım:

Antiotoridan
Shere Khan
Saldıray

3 yorum:

zihni dedi ki...

Teşekkür ediyorum, çok açıklayıcı olmuş. Bu mim dalga dalga yayılıyor ve konunun bam teline dokunmuş oluyoruz mböylece.

Bu açıklamaların yaygın tartışmaları yansıma biçiminde gerçekleşeceğinden, burada ayrıntıya (şimdilik) girmiyorum. Zaten farklı da düşünmüyoruz. Farklı düşünen varsa okumaya hazırız. Tekrar teşekkürler proleter kardeşim:)

Shere Khan dedi ki...

Mimlediğin için teşekkür ederim :)

aysema dedi ki...

Düşüncelerin tartışılmasıyla gerçeklere ulaşırız değil mi?