3 Ocak 2010 Pazar

Türkiye'de Ortalama Emek Sömürüsü Oranı

Önce bazı temel kavramlara kısaca değinmek gerekiyor:

Meta: Arapça kökenli bir sözcük. Meta' şeklindeki yazımı daha doğru olanı. ( متاع ) İngilizcesi commodity... Eşya, ürün, mal gibi anlamlara geliyor. Kapital'in tüm türkçe çevirilerinde meta olarak geçiyor. Ancak günümüz türkçesinde pek kullanılmıyor. Her neyse...
Meta kapitalist ekonominin temelidir. En geniş anlamıyla, para karşılığında alınıp satılabilen her şey metadır.

Metaların değişim değeri: Metalar pazarda birbirlerinden farklı fiyatlara satılırlar. Örneğin bilgisayar 1500 lira, ayakkabı 50 lira vs... Metalara değerini veren şey ne olabilir? İşe yarar olmaları mı? Yani hangi metaya daha fazla ihtiyacımız varsa onun değişim değeri daha fazla mı olur? Eğer böyle olsaydı en pahalı metanın hava ve su olması gerekmez miydi?

Metaların değişim değerleri ne kadar zor üretildikleri ile ilgilidir. 1 bilgisayar üretene kadar, aynı yoğunlukta ve sürede emekle 30 tane ayakkabı üretilebiliyorsa, bu iki metanın değişim değerleri oranları 1/30 olur.

Daha basit bir ifade ile metaların değişim değerleri, içinde bulundukları emek-zamanı ile orantılıdır. Daha doğrusu yeniden üretilebilmeleri için gereken emek-zamanı...
Bir ayakkabı 2 saatte üretilmişken, yeni bir makine çıkar ve artık aynı ayakkabı 1.5 saatte üretilebilirse eski üretilen ayakkabının değeri de ona göre yeniden değişir.

Metaların fiyatları, değerlerinin üzerinde veya altında olabilir. Pazarda fiyatı belirleyen alıcılar ile satıcılar arasındaki rekabettir. Bu rekabet üç türlü gerçekleşir:

1- Satıcıların kendi arasındaki rekabeti: Bir metaı birden fazla kişi satmak isterse daha ucuza satan amacına ulaşabilecektir. Bu durum metaların pazar fiyatını düşürür. Ayrıca daha az bulunan metaların daha pahalı, daha fazla bulunan metaların daha ucuz olmasına sebep olur.

2- Alıcıların kendi arasındaki rekabeti: Bir metaı birden fazla kişi satın almak isterse daha fazla ödeyen amacına ulaşır. Dolayısıyla alıcılar arasındaki rekabet fiyatların artmasına sebep olur.

3- Alıcılar ile satıcılar arasındaki rekabet: Alıcılar daha ucuza almak isteyecek, satıcılar da daha pahalıya satmak isteyecektir. Bu çekişme diğer iki rekabete bağlı olarak fiyatı belirler.

Bu rekabet ya da arz talep denilen şey metaların bazen değerlerinin üzerinde bazen altında satılmalarını sağlar ama ortalama olarak metalar kendi değerlerinden yani ne kadar zor üretilebildikleri ile orantılı olarak yani yeniden üretilebilmeleri için gerekli emek-zamanına bağlı olarak diğer metalarla değiştirilir.

Emek gücü metaı ve artı değer: Emek gücü, kapitalizmde para ile satılan bir metadır. İşçi emek gücünü patronuna satar. Karşılığında belli bir ücret alır. İşçi emeğini patronuna kiraladığı için kullanma hakkı patrona ait olur. Böylece emeğin tüm ürünü patronun hesabına geçer.
Bir işçi ayakkabı fabrikasına girdi ve emeği ile bir ayda 40 tane ayakkabı üretimine katkıda bulundu. Yani o işçi o fabrikaya girmeseydi, kendi emeğini patronuna kiralamasaydı 40 ayakkabı eksik üretilecekti. Sonuçta işçinin emeği 40 ayakkabı = 40*50 lira yani 2000 lira üretti. Ama işçinin ücreti 1000 lira. Demek ki 1000 lira patrona artı-değer olarak kaldı. Patron bunu sermayesinin ürettiği bir kâr olarak görebilir. Ama aslında para, para üretmez. Değeri emek üretir. Bir şeyin içinde insan emeği yoksa, doğada saf olarak duruyorsa onu kimse satmaya kalkamaz. Havayı satamazsınız....

Artı-değer, işçinin emeğinin ürettiği ile aldığı ücret arasındaki farktır yani sanaayicinin kâr dediği şey.

Sömürü oranı: Artı-değer ile işçinin aldığı ücretin oranıdır. Başka bir ifade ile işçinin patron hesabına çalıştığı süre ile kendisi için çalıştığı sürenin oranıdır. Başka bir ifade ile işçinin patronuna kazandırdığı kâr ile aldığı ücretin oranı...

Temel kavramlara bu şekilde kısaca değindikten sonra Türkiye'de ortalama emek sömürüsü oranı hakkında çok genel ve öznel olarak bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Bunun için bir işletme örnek alınacak. Bu bir tekstil fabrikası. 30 işçi çalışıyor. Ortalama ücret 550*12+800*10+1500*5+2000*2 / 30 = 870 lira. Patronun ortalama kârı 40.000 lira. Patron üretilen malları kendisi satmıyor, tüccarlara toptan veriyor, tüccar perakende olarak satıyor. Sadece bu fabrikadaki işçilerin yarattığı metalardan gelen ortalama tüccar kârı da %20'den 8000 lira.

Demek ki 30 işçinin ürettiği toplam değer = 40000 + 870*30 + 8000 = 74100 lira. Bir işçinin ürettiği ortalama değer 74100 / 30 = 2470 lira.

Ortalama sömürü oranı = (2470 -870) / 870 = %184. Yani işçi 1 saat kendisi için çalışıyorsa 1.84 saat kapitalistler için çalışıyor.

Şimdi bu değerlerden yola çıkarak işçi ücretlerine göre sömürü oranını belirleyebiliriz.
Yüksek ücret alan işçilerin yüksek ücret alma sebebi emeklerine olan talebin fazla olması ve emeklerinin pazarda daha az arz edilmesidir.
Yüksek ücret alan işçilerin üretime daha fazla katkı yaptıklarını söyleyebiliriz. Ancak bu ilişkinin lineerliğini arz-talebin dengesiz oluşu bozmaktadır.

Bir işçinin emeğinin yarattığı değerin, aldığı ücretin karekökü ile değiştiğini farzedebiliriz. 870 lira ücret alan bir işçinin 2470 liralık değer ürettiğini incelediğimiz örnek üzerinden bulmuştuk. Buna göre

bir işçinin ürettiği ortalama değer = 2470*karekök(ücret/870)

olarak normalize edilebilir.
Sömürü oranı = 100*(işçinin ürettiği değer - ücret) / ücret

Buna göre farklı ücret alan işçilerin sömürme oranlarını ve yarattığı değerleri aşağıdaki grafiklerde görebiliriz:


Artı-değer oranı, işçinin kapitalist için çalıştığı süre ile kendisi için çalıştığı sürenin oranı yani sömürü oranıdır. Örneğin bu oran %150 ise işçi 1 saat kendisi için 1.5 saat de patronu için çalışır.

Hiç yorum yok: