31 Ağustos 2010 Salı

Referandum Meselesi

AKP'nin getirdiği değişiklik önerisi temel olarak askerî bürokrasi ve yüksek yargı bürokrasisinin gücünün kırılmasını amaçlıyor. Bu yalın haliyle değişiklik, bürokratik, baskıcı, devletiç ve dayatmacı bir rejimden daha demokratik daha sivil bir rejime geçişin ilk adımı olarak görülebilir. Amma ve lakin bu bir devrim demektir. Bilinçli halk hakkını gaspedenlere karşı örgütlenir, bir mücadeleye girişir hükümete değişiklik için baskı yapar, gösteriler yapar, grevler yaparsa gerçek anlamda bir devrim olabilir. Fakat Türkiye halkı (çoğunluk olarak) kendi hakları için mücadele etme gerekliliği bilincine ulaşabilmiş değil. Halkın çoğunluğu resmi ideolojinin kendilerine verdiği şovenist, devletçi eğitim ile beyinleri kirlenmiş durumda. Referandumdan çıkacak muhtemel evet sonucu, halkın darbeci, otoriter, kemalist rejime gerçekten karşı olduğunu, gerçekten bir devrim istediğini maalesef göstermeyecek. Akp bu teklifi hazırlamamış olsaydı, bunu isteyen bir gurup liberal, sosyalist ve bilumum demokratlar istedikleri kadar bağırırlarsa bağırsınlar, halk bir türlü bu değişikliği kendiliğinden istemeyecekti. Zaten eğer bu değişiklik Akp'den yani tavandan değil de tabandan gelseydi Akp bunu teklif etmeyi göze alamazdı.

Şimdi işte sosyalist solun tutumu burada önem arzediyor. (Sözde) solun bir kısmı Mhp ve Chp gibi hayır diyor. Tkp, Ödp, Halkevleri ve ilginç bir şekilde Emep... Bu tavır zaten gerçek bir demokrasi mücadelesine girme fikrine uzak olan işçi sınıfı için hiçbir anlam taşımıyor. Bu yüzden hayırcılar gerçekten işçi sınıfının siyasetini savunmadıklarını bir kez daha göstermiş oldular.

Boykot normal koşullar altında gerçekten sosyalistlerin alabileceği en ilkeli, en mantklı tutum. Normal koşullar derken, halktan gelen demokrasi isteği, kemalist rejimi devirme isteğini kastediyorum. Bu koşullar altında, demokratikleşme için asla yeterli olmayan değişiklik boykot edilirse bir anlamı olabilir.

Ancak çok kötü koşullarda gidiyoruz referanduma. Halkın belki de %90'ı bir şekilde kemalizm ile zehirlenmiş durumda. Kimi laikçi, kimi devletçi, kimi şovenist, kimi ırkçı kürt düşmanı. İşçi sınıfının çoğunluğu Akp'yi destekliyorken, yetmez ama evet demek, neyin yetmeyeceğini anlatmak koşullara en uygun sosyalist tutumdur.

Referandumda evet propagandası, körü körüne evet diyerek değil neyin yetmeyeceğini anlatılarak halkın demokrasi bilincini yükseltmede etkili olabilir. Referandumda demokrasi propagandası, hayır diyeceklere evet dedittirebilmek kadar, hatta daha fazla koşulsuz evet diyecekere yetmez dedittirebilmekle yapılabilir. Sadece evet demek bir şey ifade etmez, önemli olan yetmez diyebilmektir.

Şimdi tekrar solun duruma döneyim. Hayırcıların başını çeken Tkp artık iyice komik olmaya başladı. Evet diyen DSİP, EDP, Marksist Tutum gibi grupları zaten liberal yalakası olarak nitelendirerek kaale bile almıyor ama fena halde, başta BDP olmak üzere boykotçulara takmış durumda. Kendinden menkul komünist parti boykotçuları utangaç evetçi ilan etmiş. Mhp ile aynı yönde oy kullanacak olan bir komünist partimiz var. Burası Türkiye.

Boykotçular ise küçücük boylarına bakmadan devlere kafa tutan çocuklara benziyorlar. Sizin etiniz de butunuz ne? İşçi sınıfı üzerindeki etkiniz, politik gücünüz ne? 1 Mayıs'ta Taksim'e çıkmayı en devrimci tutum olarak görebilen bu kesimler kendi kendilerine devrimcilik oynuyorlar desem yanlış olmaz. Boykot gerçekten en doğru sosyalist tutum olmasına karşın, belirli şartların olgunlaşması ile bir şey ifade edebilir.

Gelelim BDP'ye. Kendilerini her fırsatta aşağılayan, afaroz eden, muhatap almayan Akp'ye karşı boykot haklarıdır. Akp yine sahtekarca BDP'yi hayırcı olarak gösteriyor. İlginçtir M(c)hp de BDP'yi evetçi olarak gösteriyor. Akp özellikle Mhp'nin muhafazakar tabanına oynayabilmek için BDP'yi yine öcüleştiriyor. BDP'nin hayır yerine boykotu seçmiş olması ise Türkiye adına bir şanstır. Çünkü BDP'nin siyasi gücü ortada. Belki de birbirine çok yakın olacak evet/hayır sonucunu değiştirebilecek güçte.
AKP'nin son seçimlerde aldığı oy oranı yaklaşık olarak %39, diğer evetçilerle beraber yaklaşık %45, 46. Diğer tüm partilere oy vermiş olanlar hayır dediğinde değişiklik tehlikeye giriyor. BDP'nin boykutunun önemi burada devreye giriyor. BDP hayıra değil evete yardım ederek hayırlı bir iş yapmış oluyor.

1 yorum:

Mert Kara dedi ki...

Ben referandum sonuçlarının şu ana kadar gördüğüm en yüksek katılıma sahip olan (700.000 kişi) http://haber.mynet.com/referandum referandum anketi sonuçları ile paralellik göstereceğini düşünüyorum..