14 Ocak 2011 Cuma

Bir adam vardı canı sıkılan

Canı öyle sıkkın öyle sıkkındı ki... Öyle yalnızdı ki... Çaresiz... Güçsüz... Bir zamanlar inandığı Tanrı'ya tekrar inanmak istedi. Davut Peygamber gibi şunları söyledi:

Kurtar beni, ey Tanrı,
Sular boyuma ulaştı.
Dipsiz batağa gömülüyorum,
Basacak yer yok.
Derin sulara battım,
Sellere kapıldım.
Tükendim feryat etmekten,
Boğazım kurudu;
Gözlerimin feri sönüyor
Tanrım'ı beklemekten.
(Mezmurlar 69)

Bu böyle olmayacaktı. Tanrı varsa eğer mutlaka onun sesini duymalı ve bir cevap vermeliydi...

Ey Tanrı, kulak ver çağrıma

Sırt çevirme yalvarışıma!

Dikkatini çevir, yanıt ver bana.
Düşüncelerim beni rahatsız ediyor, şaşkınım

(Mezmurlar 55)

Tanrı'dan nasıl bir cevap bekliyordu, kendisi de bilmiyordu. Yoksa;


Rab sonsuza dek mi bizi reddedecek?
Lütfunu bir daha göstermeyecek mi?
Sevgisi sonsuza dek mi yok oldu?
Sözü geçerli değil mi artık?
Tanrı unuttu mu acımayı?
Sevecenliğinin yerini öfke mi aldı?”

(Mezmurlar 77)

diye içinden geçirdi...

Son bir kez... son bir kez şöyle dedi:

Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?

Niçin bana yardım etmekten,

Haykırışıma kulak vermekten uzak duruyorsun?

Ey Tanrım, gündüz sesleniyorum, yanıt vermiyorsun,

Gece sesleniyorum, yine rahat yok bana.

(Mezmurlar 22)

Sonra... Te'lif hakkı ona ait olduğu iddia edilen bir kitabı eline aldı ve rastgele bir sayfa açtı. Tanrı'nın onunla konuşmayacağını, ona cevap vermeyeceğini anlamıştı. Bari yazdıklarını okuyayım diye düşündü. Kitaptan rastgele bir sayfa açtı:

Aydınlık sabahı düşün ve karanlık geceyi... Tanrı'n seni ne terketti ne de sana darıldı.

(Kur'an, Duha 1.-3. ayetler)


4 yorum:

gasilhane dedi ki...

ve ma kala.

enternasyonal dedi ki...

maza tuksid?

gasilhane dedi ki...

niçin ne?:)

Herşey güzel de bir hikmete dayanıyorlar orada kalıyorsun, o kötü.

Susuz köye hamam dedi ki...

Çok etkileyiciymiş :) tebrikler.